Çalışma Alanları

Gecikmiş Konuşma

Gecikmiş Konuşma

Normal dil ve konuşma gelişiminde çevresindeki sesleri dinleyerek iletişime ilk adımı atan bebeklerin, 12-18. aylar arasında ortalama 50 sözcük çıktısına sahip olmaları beklenmektedir. Sonraki süreçte ise kullandıkları sözcükleri birleştirerek, dilbilgisi kurallarını da ekleyip cümleler üretirler ve 4-5 yaşlarına geldiklerinde ise tüm ihtiyaçlarını anlaşılır bir şekilde karşısındakine ifade edebilirler. Dil edinimi sürecinde normal kabul edilen veya edilmeyen gecikmeler olabilir. Anne-babalar, konuşmada gecikmesi olan çocukları için, etraflarındaki bazı insanlar ya da diğer uzmanlarca söylenen “nasıl olsa konuşacak, bir müdahaleye gerek yok” düşüncesine kulak asmamalıdır. Uzman bir dil ve konuşma terapistine başvurarak ileride oluşması muhtemel (konuşmasının anlaşılamaması, okuma-yazmada güçlükler yaşaması, arkadaşlarının dalga geçmesi gibi) sorunları önlemeye çalışmalıdır. Gecikmiş konuşma terapilerinin haftada bir seanstan daha sık uygulanması ve yaş gruplarına uygun olarak oluşturulan grup terapileriyle desteklenmesi terapi etkililiğini olumlu yönde etkilemektedir.

Kekemelik

Kekemelik konuşma akışının blok, uzatma, hece tekrarı gibi kesintiler ve engellerle bozulmasıdır. Kekemeliğin ortaya çıkış nedeni tam olarak bilinmemektedir.  Ailelerin ve kekeleyen bireylerin daha çok “psikolojik” etkenlerden bahsetmesi, bu “nedeni bilinmezliğe” dayanmaktadır. Ayrıca konunun gerçek uzmanı olmayan (psikologlar, psikiyatristler vb. çeşitli alanlardan doktorlar, çocuk gelişimciler gibi) kişilerin de bu yanlış algıda katkısı bulunmaktadır. Dil ve konuşma terapistlerinin uyguladığı terapiler kişiye akıcı konuşma tekniklerini öğretmenin yanı sıra, kişinin kekemelikle ilgili farkındalığını arttırmak ve kendisine/soruna ilişkin bakış açısını değiştirmeyi de hedeflemektedir. Kekemelik terapisi sürecinde terapi alan bireye ailesinin ve/veya çevresinin destek olması oldukça önemlidir. 

Kekemelik
Hızlı-Bozuk Konuşma

Hızlı-Bozuk Konuşma

Hızlı-bozuk konuşma da kekemelik gibi bir akıcılık bozukluğudur ve kişinin iletişim güçlüğü yaşamasına neden olur. Hızlı-bozuk konuşması olan bireyler, uygun olmayan hızda (çoğunlukla aşırı hızlı) konuşurlar. Konuşmadaki bu tempo düzensizliğinin yanı sıra, anlaşılırlıkları da düşüktür. Bir cümleyi söylerken gerekli olan bazı sözcükleri veya sözcük içinde bazı ses ve/veya heceleri atlayabilirler. Hızlı-bozuk konuşmaya kekemelik, dikkat eksikliği, öğrenme sorunları gibi durumlar da eşlik edebilmektedir. Hızlı-bozuk konuşma vakalarıyla yapılan terapilerde amaç, kişinin farkındalığını arttırmak, konuşma hızını düşürmek ve anlaşılırlığını arttırmaktır. Hızlı-bozuk konuşma terapisinin etkili olabilmesinde bireyin motivasyonu ve çevre desteğinin önemi büyüktür. 

Otizme Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları

Otizm, sosyal becerilerde ve iletişimde sorunlara da neden olabilen nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Konuşmanın anlamsal ve sosyal kullanım boyutlarında sorun yaşarlar; yani başkalarının anlattıklarını anlamakta zorlanabildikleri gibi neyi-nerede-ne zaman söylemeleri gerektiği konusunda da güçlük yaşayabilirler. İlgilerinin sınırlı olması, otizme eşlik edebilen zihin engeli, sözel uyaranları izleme konusunda yetersizlik ve isteksizlik, çevresel uyaranlara kapalı olma durumu yeni sözcükler öğrenmelerine ve öğrendiklerini genellemelerine engel olabilmektedir. Otizmli bireylere yönelik düzenlenen konuşma terapisinde, bireylerin ilgi alanları, ilgilendikleri nesneler, iletişim kurmayı tercih ettikleri kişiler, iletişim şekilleri, gibi pek çok değişken iyi analiz edilmelidir. Terapi sürecinde dil ve konuşma terapisti tarafından anlamlı öğretim fırsatları ve stratejileri sunularak ailenin terapiye etkin katılımı amaçlanır. Otizme bağlı dil ve konuşma bozukluklarında yürütülen terapilerin sıklığı terapi etkililiği açısından önemlidir.

Otizme Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları
Dudak-Damak Yarıklığına Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları

Dudak-Damak Yarıklığına Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları

Dudak - damak yarıklığı, bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında belirli zamanlarda birleşmesi beklenen yapıların, çevresel veya genetik etkilerle birleşememesi sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Sadece dudakta yarık gözlenmesi durumunda, dil ve konuşma gelişimi çok fazla etkilenmemekte ve cerrahi müdahale çoğunlukla yeterli olabilmektedir. Ancak damağında yarık bulunan çocukların dil ve konuşma gelişiminde sorunlar yaşanabilmektedir. Bu sorunlar kimi zaman yetişkinlik döneminde de devam edebilmektedir. Dudak-damak yarığı olan bireylerde oluşabilecek dil gelişimi ve/veya konuşma sesi sorunlarına müdahaleler dil ve konuşma terapistleri tarafından yapılmaktadır.

İşitme Sorunlarına Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları

İşitebilmek, dil ve konuşma gelişimi için temel unsurlardandır. Bu nedenle kişiler işitmeyle ilgili sorunlarla ne kadar erken yaşta karşılaşırsa dil ve konuşma becerileri de o kadar çok etkilenecektir. İşitme ile ilgili sorun yaşayan bireylerin, alıcı ve ifade edici dil becerilerinde yaşıtlarından geri kalabildikleri ve sözcük dağarcıklarının kısıtlı olduğu bilinmektedir. Ayrıca soyut ve çok anlamlı sözcüklerde, karmaşık cümleleri anlamada ve yazmada ve de bazı sesleri birbirinden ayırt edip kullanmada zorlandıkları görülmektedir. Aile bireylerinin desteği ve erken cihazlandırma ile birlikte düzenlenen dil ve konuşma terapisi, bireylerin iletişim becerilerinin gelişimi ve buna bağlı olarak okul başarıları açısından önem arz etmektedir.

İşitme Sorunlarına Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları
Çocukluk Çağı Apraksisi

Çocukluk Çağı Apraksisi

Çocukluk çağı apraksisi, konuşma üretiminde kullanılan kaslarda veya beyinde sorun olmaksızın görülebilen bir motor bozukluktur. Çocuğun beyni konuşmada kullanılan organ ve yapılara (dil, dudaklar vb.) hükmetmekte zorlanır. Eksik veya kısıtlı konuşma sesi kullanımı, kullanılan seslerin birleştirilememesi, zor sesler yerine basit seslerin kullanılması ve sözcüklerin basitleştirilmesi gibi durumlar görülmektedir. Bireyler, çok heceli sözcükleri ve uzun cümleleri anlamakta ve kullanmakta güçlük çekerler. Çocukluk çağı apraksisi için düzenlenen dil ve konuşma terapisinde oral motor beceriler, taklit becerileri, seslerin üretimleri ve bu seslerin bir araya getirilmesine yönelik beceriler, ünlü ve ünsüz ses üretimleri, vurgu ve tonlama açısından değerlendirme yapılarak terapiler planlanır. Çocukluk çağı apraksisi için sık aralıklarla planlanması gereken dil ve konuşma terapilerinin temel amacı anlaşılırlığı arttırmaktır.

Konuşma sesi bozuklukları

Konuşma sesi bozuklukları, artikülasyon bozukluğu ve fonolojik süreçlerdeki sorunları kapsamaktadır. Artikülasyon sorunlarında bireyler sesleri üretmekte güçlük çekerler. Tipik gelişim gösteren çocuklarda 3 yaş öncesinde gözlenen bazı artikülasyon hatalarının, çocuk büyüdükçe azalması beklenmektedir. Fonolojik bozukluğu olan çocuklarda ise bu azalma beklenen oranda gerçekleşmeyebilir. Çocuklar anlaşılır konuşmakta ve bazen yeni sözcükler öğrenmekte sıkıntı yaşarlar. Konuşma sesi bozukluklarına, okul başarısının ve akran iletişiminin olumsuz yönde etkilenmemesi için dil ve konuşma terapistleri tarafından değerlendirme yapılarak seslerle ilgili hatalı üretimler belirlenir ve terapi programı oluşturulur. Konuşma sesi bozukluklarında terapinin ne kadar süreceği ise çocuğun ve ailenin terapiye istekli bir biçimde katılımı çerçevesinde şekillenmektedir.

Konuşma sesi bozuklukları
Afazi

Afazi

Afazi beyindeki konuşma ile ilgili bölümlerin inme (felç), tümörler, travmatik beyin hasarı ve çeşitli nörolojik nedenlerle zarar görmesi sonucu ortaya çıkan bir iletişim sorunudur. Hasarın boyutu ve yerine göre, kişinin konuşma ve anlamasına olan yansımaları da farklı olacaktır. Adlandırma, tekrarlama, anlamlı konuşma, işitsel anlama (duyduğunu anlama), okuma ve yazma becerileri de bu süreçten olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Hasar sonrasındaki kendiliğinden iyileşme sürecinde, dil ve konuşma terapistiyle çalışmak, hem konuşmanın yeniden kazanımında hem de önemli bir yetisini kaybetmiş olan bireye psikolojik destek sağlamak adına oldukça önemlidir.